Sıfır Güven Bileşenlerine Hızlı Bir Bakış


Günümüz dünyasında, çoğu işletme merkezi olmayan çalışma ortamlarına sahiptir ve genellikle uzak çalışanlara güvenirler. Bunun da ötesinde, kurumsal işlemler için çeşitli bulut hizmetleri ve SaaS uygulamaları kullanırlar. Bulut kullanımındaki ve uzaktaki çalışanlardaki hızlı artış, özellikle bir işletme kurumsal varlıkları korumak için geleneksel güvenlik modelleri kullandığında siber güvenlik risklerini artırır.

Ne yazık ki, geleneksel güvenlik yaklaşımları artık merkezi olmayan kurumsal ağları, uzaktaki çalışanları ve bulut varlıklarını korumak için verimli güvenlik önlemleri sağlayamıyor. Özünde, geleneksel güvenlik yaklaşımları, ağ çevresi içindeki her bağlantının güvenli olduğunu, dış bağlantılar ise düşmanca olabileceğini varsayar. Kurumsal çevre içindeki kullanıcılara verilen örtülü bir güven veri ihlallerine yol açabileceğinden, bu güvenlik yaklaşımlarını kullanmak son derece riskli olabilir.

Modern ağların karmaşıklığıyla başa çıkmak için modern güvenlik çözümlerine ihtiyaç vardır. Çünkü günümüzde bir kuruluşun kapsamı fiziksel bir çevre ile ölçülemez ve işletmelerin ağ çevresini, uç nokta kullanıcılarını, cihazlarını ve bulut ortamlarını korumaları daha kritiktir. Bu nedenle Zero Trust Network Access (ZTNA) gibi güvenlik çözümlerini benimsemek çoğu işletme için bir zorunluluk haline geldi. Zero Trust’ın bileşenlerine dalmadan önce, Zero Trust’ın ne olduğunu kısaca açıklayalım.

Sıfır Güven Ağ Erişimi (ZTNA) Nedir?

Sıfır Güven Ağ Erişimi (ZTNA), ağ güvenliğine bütünsel bir yaklaşımdır. Bu çerçeve iki ilke üzerine inşa edilmiştir. İlk olarak, “asla güvenme, her zaman doğrula” ilkesine sahiptir, yani Sıfır Güven çerçevesi tüm kullanıcıları, cihazları ve uygulamaları kurumsal çevrenin içinde olsalar bile düşmanca kabul eder. Bu mimarinin kurumsal ağlara ve kaynaklara erişim talep eden tüm varlıklardan kimlik doğrulaması istemesinin nedeni budur. Kimlik doğrulamadan sonra kullanıcılara, cihazlara veya uygulamalara kurumsal ağlara ve kaynaklara erişim izni verilir.

İkincisi, Sıfır Güven, en az ayrıcalık ilkesini benimser ve her kullanıcıya, cihaza veya uygulamaya sınırlı bir süre için sınırlı miktarda erişim sağlar. Başka bir deyişle, her bağlantı için zaman periyotları ayarlamak, Zero Trust’ın kullanıcıların, cihazların ve uygulamaların sürekli olarak yeniden kimlik doğrulamasını zorunlu kılmasına yardımcı olur. Ek olarak, her bir varlığa sınırlı erişim sağlamak, ağların hassas alanlarını güvence altına alır ve çalışanların büyük çoğunluğu hassas ağ alanlarına erişemediğinden güvenlik risklerini azaltır.

Bu ilkelerin üzerinde Zero Trust, izleme süreçlerini otomatikleştirir ve tüm ağ trafiğini inceler ve günlüğe kaydeder. Ek olarak, kullanıcıların aktivite izlemesini kullanır ve anormal veya şüpheli kullanıcı davranışı tespit edildiğinde BT yöneticilerini uyarır. Bu şekilde, işletmelerin tehditlere hızlı bir şekilde yanıt vermesini ve izole etmesini sağlar.

Bunların dışında Zero Trust yazılım tabanlı bir teknolojidir ve ölçeklenebilir ve bir kuruluşun mevcut altyapısına entegre edilmesi kolaydır. Zero Trust’ın basit bir kullanımı var. Örneğin, entegre edildiğinde, BT yöneticileri tüm sistemi tek bir kontrol panelinden yönetebilir ve kullanıcı etkinliklerinin ve ağ trafiğinin gerçek zamanlı ve geçmiş verilerini görebilir. Ayrıca BT yöneticileri, gerekli gördükleri herhangi bir zamanda erişim ayrıcalıklarını ayarlayabilir veya kaldırabilir.

Zero Trust, kurumsal ağlar üzerinde daha fazla görünürlük ve denetime sahipken kullanıcılar, cihazlar, uygulamalar, ağlar ve bulut ortamları için ayrıntılı koruma sağlar. Bu bağlamda Zero Trust, günümüzün güvenlik gereksinimleri ile güncel olan güvenlik özellikleri ve önlemleri sunar. Son olarak, bir işletmenin tüm kurumsal varlıklarda tam güvenlik sağlamasına yardımcı olabilir.

Sıfır Güven Ağ Erişiminin Bileşenleri

Zero Trust, kullanıcıları, cihazları, uygulamaları, ağları ve bulut ortamlarını güvence altına almak için çeşitli teknolojiler kullanır. Bu teknolojiler bir bütün olarak çalışır ve kurumsal ağlar ve kaynaklar genelinde tüm güvenlik önlemlerini ve politikalarını uygular. Ağ segmentasyonu, çok faktörlü kimlik doğrulama (2FA), biyometri ve ağ erişim kontrolü (NAC), Zero Trust’ın ana bileşenleri arasındadır. Açıklayarak başlayalım ağ segmentasyonu nedir.

1- Ağ Segmentasyonu

Ağ segmentasyonu, bir ağı daha küçük alt ağlara ayırma işlemidir. Özünde, bu süreç her kurumsal varlık ve dahili departman için bireysel alt segmentler yaratmayı amaçlar. Bu şekilde, bir işletme hassas alt ağları diğerlerinden gizleyebilir ve kullanıcıların, cihazların veya uygulamaların bu alt ağlara erişimini kısıtlayabilir.

Ek olarak, BT yöneticileri birden fazla satıcı, iş ortağı, yüklenici ve hatta serbest çalışanla çalışırken, bir kuruluşun ağlarına ve kaynaklarına her bir üçüncü taraf iş ortağı erişimi için ayrı segmentler oluşturabilir. Bu şekilde, bir işletme, bu ortaklar kurumsal ağlar içindeki hassas alanlara ulaşamayacakları için üçüncü taraf erişimiyle ilişkili riskleri azaltabilir.

Bunların yanı sıra ağ segmentasyonu, bir işletmenin savunmasız cihazlarını siber saldırılara karşı korumasına yardımcı olabilir. Savunmasız cihazlar ayrı ayrı bölümlere ayrıldığında, Sıfır Güven, zararlı ağ trafiğinin veya yetkisiz erişimin bu bölümlere ulaşmasını önleyebilir. Temel olarak, ağ segmentasyonu, ağ çevresi içinde birçok kontrol noktası oluşturur ve segmentler arasında yanal harekete izin vermez. Bu şekilde, potansiyel siber saldırıların yüzey alanlarını azaltır ve saldırganların veya tehlikeli ağ trafiğinin hassas bölümlere ve savunmasız makinelere ulaşmasını önler.

2- Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (2FA) & Biyometri

Zero Trust, çok faktörlü kimlik doğrulama (2FA) ve biyometrik araçlar aracılığıyla kullanıcıların kimliğini doğrular. Kimlik doğrulama araçları, Zero Trust çerçevesinin gerçekten önemli bileşenleridir, çünkü kullanıcı deneyiminden ödün vermeden kullanıcıların ağ erişimine ekstra bir güvenlik düzeyi eklerler. Özünde, kimlik doğrulama araçları güvenliği artırır ve yalnızca yetkili kullanıcıların kurumsal varlıklara erişmesini garanti eder.

Çok faktörlü kimlik doğrulama araçları, kullanıcıların kimliklerini çeşitli yöntemlerle doğrular ve biyometrik doğrulama gerektirmesi bunlardan biridir. Ancak, genellikle 2FA araçları, kullanıcıların SMS kimlik doğrulama kodlarını veya istemci 2FA yazılımı aracılığıyla uygulama içi onayları girmesini gerektirir. Biyometriye gelince, 2FA parmak izi, ses, göz iris taraması vb. gibi fiziksel özellikler talep edebilir. Bu araçlar, kullanıcıların erişimine fazladan birkaç dakika eklese de, yetkisiz kullanıcıların kurumsal ağlara erişmesini engelledikleri için gereklidir.

3- Ağ Erişim Kontrolü (NAC)

Ağ Erişim Kontrolü (NAC), Sıfır Güven’in önemli bir bileşenidir ve genel ağ güvenliğini artıran çeşitli yeteneklere sahiptir. Ağ erişim araçları, ağ çevresinde güvenlik ilkeleri uygulayabilir ve konuk ağ erişimini etkinleştirebilir. Ayrıca, BT yöneticileri ağ erişim araçlarını kullanırken her kullanıcı, cihaz ve uygulama için erişim izinlerini ve güvenlik gereksinimlerini ayarlayabilir. Bu şekilde, güvenlik veya uyumluluk gereksinimlerini karşılamayan kullanıcı ve cihazların kurumsal ağlara ve kaynaklara erişmesini engelleyebilir. İyi işleyen bir NAC sistemi, bir işletmenin uç nokta kullanıcıları, cihazları ve uygulamalarıyla ilişkili güvenlik risklerini azaltmasına yardımcı olabilir.

Son Açıklamalar

Bulut kullanımındaki hızlı artış ve uzaktaki çalışanlar, özellikle geleneksel güvenlik yaklaşımlarını kullanırken kurumsal ağların korunmasını daha karmaşık hale getirdi. Günümüzde çoğu işletme, ağların karmaşıklığıyla başa çıkmak için Sıfır Güven Ağ Erişimi (ZTNA) gibi modern güvenlik çözümlerine ihtiyaç duyuyor. Zero Trust, son teknoloji bir teknolojidir ve bu çerçevenin uygulanması, işletmelerin ağ güvenliğini geliştirmesine ve uç nokta kullanıcıları, cihazları ve uygulamaları güvence altına almasına yardımcı olabilir.


Kaynak : https://www.thenexthint.com/a-quick-look-at-zero-trust-components/18289/

Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir